İnsan algısı için sonsuz olan zamanın içinde, insanlığın kültürel evrimini anlamlandırdığımız sürece insanlık tarihi diyoruz. İnsanlık tarihinin Homo cinsinin tümünü kapsadığını düşünebiliriz. Çok açık ki bu 2 milyon yıllık süreç içerisinde hem biyolojik, hem de kültürel büyük değişimler var. Bu tarih süreci içinde kültürel değişim, biyolojik değişimin önüne geçiyor ve başlıca belirleyen haline geliyor.
Bu kültürel değişimlerin kaynağı nedir? Bir mantığı var mıdır? Etkileşenler nelerdir, belirleyici güçler nelerdir? Tarihi inceleyerek bunları anlamaya çalışıyoruz.
Harari kitabında insanın hareket etmesinin, kurguladığımız hayallerin imkan verdiği işbirliği sayesinde mümkün olduğunu söylüyor. “İnsanların yaşamlarını örgütleyen temel düzenin aslında sadece hayallerinde var olduğunu” iddia ediyor ve bu hayal dünyası içinde “imparatorlukları, parayı ve dinleri yarattık,” diye örnekliyor. Bu toplam, türemiş alt başlıklarıyla birlikte bütün kültürümüzü oluşturuyor, diyor. İyisiyle kötüsüyle asla “öngörülemeyen kaotik bir tarih akışı” bulunduğunu söylüyor.
Peki tarihsel değişimin kaynağını nerede görüyor? Fikirlerin, kültürlerin bireyler, toplumlar veya çıkar grupları arası çatışmalarla değiştiğini söylüyor. Tarihin devinimini bu nokta ile açıklıyor; çatışmalar “kültürün motoru, türümüzün yaratıcılığının başat sebebidir” diyor. Harari’ye göre neyin, neyle, neden çatıştığını önceden bilemeyiz, dolayısıyla tarihin rastgele bir akışı var.
Çatışma ve esasında çelişkilerin devindirici güç olduğunu kabul ettikten sonra bir adım öteye gidebiliriz. Şunları sorabiliriz: Çelişkiler nasıl ortaya çıkıyor? Hayaller arasında seçilim nasıl oluyor? Ona değil de bu hayali anlatıya insanlar nasıl ikna oluyor? Hayallerin“kıyaslayamayacağımız güzelliğine”, “nasıl oluştuğunu bilemediğimiz gücüne” göre mi kalıcılaştıklarını düşüneceğiz?
Harari bunları bilemeyeceğimiz fikrinde ısrarcı. Neredeye, farklı kişilik sahibi insanların kaprisleriyle dünyanın şekillendiğini düşünecek. “İlerleme yoktur” ve “tarihin akışı yönsüzdür” düşüncesinin kitabın özünü oluşturduğu çıkarsanabiliyor.